AGC: Automatic Gain Control: Devrenin çikis seviyesini belli bir degerde sabit tutan kontrol sistemi. Bu devre, giris sinyal seviyeleri degistigi halde yükselticinin etkileme düzeyini otomatik olarak degistirdiginden çikis seviyesi hep ayni kalir
Amplifier: Bir elektronik sinyalin kuvvetini arttirmak için kullanilir
Analog(ue): Halen AM radyo ve çogu telefon sistemlerinde kullanilan bilgi aktarimin elektromanyetik akimdaki dalga seklinin degismesi ile gerçeklestigi, sinyal iletisimi metodu. Dijital aktariminin aksine bu bilgi gönderme seklinde sürekli degisken miktarlar söz konusudur. Ayrica analog sinyal isik, ses, isi ve basinçtaki degisikliklerden etkilenir
ANSI : Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü (American National Standarts Institute www.ansi.org)
ANT: Anten
Antenna efficiency: Antene gelen elektromanyetik enerjinin anten tarafından toplanan kısmının yüzde olarak değeri
AO : Analog Çıkış(Analog Output)
Aperture: Antenin uydu sinyaline açık kalan kesiti
Apex: Hareketli antenin dönerken çizdigi yayin en üst noktasi
AR : Otomatik tekrar kapama (Auto Reclose)
ASTM : American Society for Testing and Materials Standarts www.astm.com
Band: Spektrumda belli bir frekans araligini içine alan bölge
Bandpass filter: Sadece belli bir frekans bölgesini geçiren, onun altinda ve üstündeki frekanslari zayiflatan süzgeç devresi. Beam: Uydu yayin alani
Bandwidth: Elektromanyetik spektrumdaki bir frekans sahasidir. Bir devrenin veya sistemin çalistigi veya geçirdigi frekans bölgesinin genisligini gösterir. Örnegin bir telefon hattinda konusma sesinin tasinabilmesi yaklasik 3KHz bir bant genisligi gerektirir. Oysa yerel bir TV kanali 6 MHz kullanir. Uydularda ise karisimin engellenebilmesi için daha genis 17.5-72 MHz arasi bir bant kullanilir
BBR: Blown Beyond Recognition: Okunamayacak derecede yanık
BC : Bay Bilgisayar (Bay Computer)
BCD: Binary coded decimal: ikili kodlanmıs onlu
BCD: Binary counter divider: Binary sayıcı bölücü
BIOS : Temel Giriş/Çıkış Sistemi(Basic Input/Output System)
Bit rate: Dijital aktarimin hizi, Mbit/s olarak ifade edilir. Bir PAL resmin gönderimi için yaklasik 5Mbit/s gerekirken, VHS için sadece 2.5 Mbit/s yeterlidir
Bit: En küçük dijital bilgi birimi
BNC: Koaksiyel kablo için soket (eski bilgisayar sistemlerinde kullanılır. AS400 gibi.)
Boresight: Çanagin baktigi yer. Broad beam: Genis bir cografi bölgeyi kapsayan genis dairesel hüzme
BPS: Bit per second: Bir saniyedeki bit aktarım sayısı
Broadcasting: Genis bir alandaki izleyiciye ulasabilmek üzere elektronik medya kullanimi
C/N – Carrier-to-Noise ratio: Alinan isaretteki tasiyici gücünün gürültü gücüne oraninin dB cinsinden ifadesi. Bir video sinyalinde C/N ne kadar büyük olursa resim de o kadar iyi olur
CAD : Bilgisayar destekli tasarım (Computer Aided Design)
CAM: Conditional Access Module: Yayinin alimini belirli bir grup kullaniciyla sinirlamaya yarayan kosullu erisim modülü
Carrier Frequency: Ses, data ve görüntü sinyallerinin gönderildigi ana frekans
Carrier: Bilgi sinyalini aktarmakta kullanilan, tek frekans isgal eden temel radyo sinyali. Analog sinyalde tasiyici gelen sinyale uyumlu olarak genligiyle veya frekansiyla oynanarak modüle edilir. Analog çalisan uydu tasiyicilari genellikle frekans modülasyonludur
CATV – Cable TV: Ortak bir santral yardimi ile birden fazla daireye TV isaretlerini dagitan kablolu sistem
CB : Devre kesici(Circuit Breaker)
CCVT : Kondansatör Bağlanmış Gerilim Transformatörü (Capacitor-coupled Voltage Transformer)
CD: Compact Disk
CE : CE işareti
CENELEC : Avrupa Elektroteknik Standardizasyon Komitesi (European Committee for Electrotechnical Standardization www.cenelec.org)
Channel : Bir yayinin isgal ettigi toplam frekans bölgesi veya bu bölgenin özel numarasi
Clarke Belt/Orbit: Dogrudan ekvatorun 36.000 km üstündeki yörüngede uydular yere göre sabit konumda kalabilmektedirler. Bu yörüngeye Arthur Clarke anisina bu isim verilmis ve radyo, televizyon data yayinlari yapan tüm haberlesme uydulari yerlestirilmistir
CLK: Clock: Dijital entegrelerde saat girisi
CMOS: Complementery metal Oksit Semiconductor: Tamamlayıcı metal oksit yarıiletken entegre
Codec coder: Dijital yayinlarda kodlama sistemi
COM: Ortak temas notası
Combiner: Iki veya daha fazla sinyali birlestirmek için kullanilan alet veya sistem
COMMON: Ortak
COMP: Dengelemek
Compressed Digital TV: Ayni transpozerde 8-10 TV kanalinin birlikte bulunabilmesini saglayacak sekilde, tekrarlanan bilgilerin ayiklanip çikartilarak hacmi küçültülen sayisallastirilmis TV sinyali
Compression: Ses ve görüntü sinyallerinin aktarilmasi için gereken band genisliginin azaltilmasini, böylece bir uydu transpozerinin kapasitesini arttirmayi amaçlayan
Contrast: Bir resimde beyaz ile siyah arasındaki ısık siddet orani
CPS: Characters per Second: Bir saniyede basılan karakter sayısı
CRC: Cyclic Redundancy Check: sık periyodik kontrol
CRT: Cathode ray tube: Katod ısınlı tüp, resim tüpü
DCF77 : Mainflingen/Almanya’da bulunan LF transmiteri
DCS : Dağıtılmış kontrol sistemi(Distibuted Control System)
Decoder: Sifreli TV yayinini çözmeye yarayan set üstü, kod çözücü cihaz. Dijital yayinlarla ilgili olarak kullanilan ve “codec” olarak bilinen digital coder, decoder ile karistirilmamalidir
DIN : Alman Standart Enstitüsü (Deutsches Institut für Normung www.din.de)
DISCHARGE: Desarj
Digital: Bilgilerin ikili sayilara dönüstürülüp depolanmasi, gönderilmesine iliskin yöntem. Sadece iki seviye kullanildigindan bu devrelerin gürültüye karsi duyarliligi son derece azdir ve isaretler kalitelerinden hiçbir sey kaybetmeden saklanabilir ve çok uzaklara iletilebilir
DiSEqC: Uydu alicilarinin disarida bulunan antenleri seçme ve hareket motoru, salter gibi cihazlara kumanda etmek için kullandigi isaretlesme sistemi
DSP : Dijital Sinyal İşleme(Digital Signal Processing)
DSS: Digital Satellite System: Dijital uydu sistemi
DT : Sabit Zamanlı (Definite time)
DTH: Direct-to-Home: “Amerikan Federal Haberlesme Komisyonu” tarafindan uydu televizyon ve yayin endüstrilerine iliskin, uydudan eve yayini ifade eden resmi terim
DTMF: Dual Tone Multi Frequency: Çift Tonlu Çoklu Frekans Kodlama, telefon sistemlerinde kullanılır
DVB: Digital Video Broadcasting: Dijital görüntü yayini standardi
DVD: Digital Versatile (Video) Disk
e.m.f : Elektromotiv kuvvet(Electro-motive force)
E/W: East-West correction: Doğu Batı düzeltmesi
Earth Station: Bir uydudan gönderilen sinyalleri almak üzere kullanilan; anten, düsük gürültü yükselticisi, asagi dönüstürücü ve alici elektroniginden olusan istasyondur. TV yayini almak için kullanilan yer istasyonu antenlerinin çaplari 65-370cm olurken, uluslararasi haberlesmede kullanilanlarin çaplari bazen 30 metreye ulasmaktadir
Echo Canceller: Uydu telefon hatlarinda yansima etkisini azaltan veya yok eden elektronik devre
Echo Effect: Bir hoparlörden çikan sesin zaman gecikmeli olarak elektronik yansimasi. Günümüzde dijital eko gidericilerle bu yansima büyük ölçüde yok edilebilmektedir
Echo: Eko, yankı
eEPROM: Erasable programmable Read only memory: Elektriksel olarak Silinebilir okunabilir bellek
EMS : Enerji Yönetim Sistemi (Energy Management System)
Encoder: Bir sinyali alici tarafindan sadece özel bir çözücü kullanarak izlenebilecek sekilde, elektronik olarak degistirme islemi için kullanilan cihaz
EPROM: Erasable programmable Read only memory: Silinebilir okunabilir bellek
ER : Olay kaydedici (Events recorder)
ESD: Electro Static Discharge: Elektrostatik desarj (Hassas elektronik kartları belirtmek için kullanılır.)
ESR: Equivalent series resistance: Esdeğer seri direnç
F/D Ratio: Bir parabolik antenin odak uzakliginin çapina orani. Antenin derinligini gösteren bir ölçü. Bu deger büyüdükçe çanak daha düz, küçüldükçe daha çukur olur
FM: Frequency Modulation: Frekans modülasyonu, radyo bandında 88-108 mhz aralığı
FO: fiber optic cable: Fiber optik kablo
Footprint: Bir uyduya ait verici antenin yeterli güçte yayin yaptigi yeryüzü alani
Frequency: Periyodik bir isaretin bir saniyedeki tekrarlanma sayisini ifade eder ve birimi hertz Hz’dir. Katlarini belirtmek için kilohertz, megahertz ve gigahertz terimleri kullanilmaktadir
G: Gate: Geyt: Kapı
G1: Elektron lambasında kontrol gri
G2: Elektron lambasında ekran gri
G3: Elektron lambasında Süpresör gri
GHZ: Gigahetrz
GIS : Gaz (SF6) İzoleli Şalt Tesisi (Gas Insulated Switchgear)
IRIG-B : Zaman Senkronizasyonu için Uluslararası bir standart
ISL: Inter Satellite Link: Uydularin birlikte çalismasini saglamak için uydular arasinda radyo dalgalari veya optik baglanti kurularak gerçeklestirilen haberlesme sistemi
ISO : Uluslararası Standardizasyon Organizasyonu(International Organization for Standardization www.iso.org )
J: Jumper: Atlama, elektronik kartlarda atlama veya kısadevre amaçlı kullanım
K: Katot
KAR: Kaçak akım rölesi, elektrik tesisatlarında can ve mal kaybını engellemek amacıyla kullanılan salter
LNA: Low Noise Amplifier: Yer istasyonunun alıcısı ile anten arasında bir ön yükseltici olarak kullanılan cihaz. Etkili olabilmesi için antene olabildigince yakın olması gerekir
MPEG: The Moving Pictures Experts Group: 1988’de uydudan, yerden veya kabloyla gönderilecek görüntü, ses ve data sinyallerinin soysal kaynak kodlarini olusturmak ve standartlastirmak üzere kurulan ekip
MPEG-1: Hizi 1.5 Mbit/s’a kadar olan multimedya uygulamalari için bir sikistirma standardidir
MPEG-2 : Dijital görüntü yayinciliginda kullanilan veri sikistirma standardi
MPEG-2 MP@HL – Main Profile at High Level: Yüksek tanimli genis ekran televizyon için benimsenen çok daha yüksek bit hizina sahip sistem
MT: Main terminal. Ana, temel kutup
Multicast: Broadcast sözcügünün bir alt grubudur ve belirli bir kullanici kitlesindeki birçok kisiye yapilan yayinlar için kullanilir
N/A: Not Available: Mevcut değil
N/C-NK : Normalde Kapalı(Normally Closed)
N/O-NA : Normalde Açık (Normally Open)
Narrowcasting: Sadece belirli bir kitleye ulasmak üzere elektronik medya kullanilmasi
NC: Normally closed: Normalde kapalı kontak
NETA : Uluslararası Elektrik Test Derneği (International Electrical Testing Association www.netaworld.org )
NI: Non-interlaced: Titresimsiz tarama: Gerçek Tarama
NTSC: National Television Standards Committee: Kuzey Amerika ve Japonya’da geçerli, 525 çizgi ve 30 görüntü/saniye özelligi tasiyan TV yayin standardini olusturan komite
PAL: Phase Alternate Line: Yerel televizyonda ve Avrupa uydu kanallarinin çogunda kullanilan, 625 çizgi, 25 görüntü/saniye özelliginde renkli TV yayin sistemi
Scrambling: TV yayınlarının izinsiz kişilerce alınmaması için şifreli olarak kariştirilması
SCS : İstasyon kontrol sistemi (Substation control system)
SECAM: Séquence Couleur à memoire: Fransa’da geliştirilmis, 625 çizgi, 50 görüntü/saniye özelliğinde renkli televizyon sistemidir
SER : Sıralı olaylar kaydedicisi (Sequential events recorder)
Smartcard: Dekoder cihazının içine kullanıcının kendi takabileceği kredi kartı boyutunda, elektronik anahtar ve yeni bilgisayar güvenlik sistemini kullanarak şifre güvenliğinin arttırılmasına imkan veren teknoloji
SMD: Surface Mount Device: Yüzey birleşmeli elektronik malzeme
SMPS: Switched Mode Power Supply: Switch mode güç kaynağı: AGK: Anahtarlamalı güç kaynağı
SOE : Olayların sırası (Sequence of events)
SOTF : Arıza üzerine kapama(koruma) (Switch onto fault)
Transponder-Transmitter: Uyduda bulunan ve bir TV sinyalini veya dar banttaki birçok data, ses kanallarını alıp yeryüzüne yayınlamaya yarayan cihaz. Bir haberleşme uydusunda 12-24 kadar transponder bulunur
UART: Universal asynchronous receiver tranciever: Evrensel eşzamansız alıcı-verici, bilgisayarın işlemcisi ile seri port arasında aracı görev üstlenir.
UCA : Utility communications architecture
UHF: Ultra high frequency: Ultra yüksek frekans, 500 ila 900mhz aralığı
UL : Standart Organizasyonu (Underwriters Laboratories)
UPS: Uninterruptible Power Supply: KGK: Kesintisiz güç kaynağı
USART: universal synchronous/asynchronous receiver/transmitter: evrensel eş zamansız-eşzamanlı alıcı verici, bilgisayarın işlemcisi ile seri port arasında aracı görev üstlenir. Veri aktarımı amaçlı kullanılır.
USB: Universal Serial Bus: Evrensel seri yolu
UTC : Evrensel zaman koordinatları (Universal time ccodinates)
UV: Ultraviyole: Mor ötesi: insan gözünün algılayamadığı ışık